Yaşlı çiftçi her yıl olduğu gibi tarlasını sürmüş, tohumunu ekmiş, emeklerinin karşılığını almak için dua ediyordu: “Allah’ım işlerin benim istediğim gibi gitmesini sağla. Ekinlerim adam boyu kadar yükselsin. Emeklerimin karşılığını alayım…” Birdenbire bir mucize gerçekleşti ve Allah çiftçinin yakarışlarına yanıt verdi: “ Söyle, ne istiyorsun?” Çiftçi biraz şaşkın ve korkuyla: “Allah’ım iklim bu yıl benim istediğim gibi olsun. Mahsullerimi tehlikeye atacak bir durum olmasın. Ben isteyince güneş açsın, ben isteyince yağmur yağsın istiyorum.” Dedi. Allah çiftçinin isteğini kabul etti. Çiftçi istediğinde güneş açtı, istediğinde yağmur yağdı. Günler, aylar böyle geçti. Güneşli günler çoğunluktaydı. Zaman geçtikçe ekinler öylesine büyüdüler ki, yaşlı çiftçinin bile hayal edemeyeceği uzunluğa ulaştılar. Yaşlı çiftçi sevinçle ve sabırsızlıkla ekinlerinin hasat zamanını beklemeye başladı. Hasat zamanı geldiğinde yaşlı çiftçi bir de baktı ki ne görsün. Ekinler tam da istediği gibi görünüyordu fakat ne yazık ki başak tanelerinin içleri hep boş. “Nasıl olur?” dedi kendi kendine. “Bu işte bir yanlışlık olmalı.” “Allah’ım bu nasıl olur? Ben istedim güneş açtı. Ben istedim yağmur yağdı.” “Mahsullerim için en iyisini istedim ve öyle de oldu.” Allah yüceliğini bir kez daha gösterdi ve çiftçiye cevap verdi: “Ey çiftçi. Sen istedin güneş açtırdım. Sen istedin yağmur yağdırdım. Neden hiç sert rüzgarlar, soğuk hava, kar istemedin? Bu sert koşullar ekininin köklenmesini ve tanelerini oluşturmasını sağlayacaktı. Sen kötü olanı engellediğin için buğday güçsüz kaldı. Biraz mücadele şarttır. O mücadele buğdayın içindeki ruhu sarsar ve kendine getirir.” Dedi.
…….
Bu sevdiğim, çok değerli bir öyküdür. Bana; gün kadar gecenin de gerekli olduğunu, mutlu günler kadar, üzüntülü günlere de ihtiyaç olduğunu hatırlatır. Bunlar sayesinde anlayış kazanırız. İşte o zaman bir rahatlama ve ardından bir teslimiyet gelir. Böylece yavaş yavaş hayatın akışını kabullenirsin. Sahip oldukların için şükredersin. Her şey sadece benim istediğim gibi olsun düşüncesinden kurtulursun. Yavaş yavaş hayatın bu ikili ritmi ile barışmaya başlarsın. Çünkü hayat her an yaşadığın bir üzüntü ile seni aydınlatacak mucizelerle dolu.
Üzüntü olacak…
Ama üzüntü senin düşmanın olmayacak…
Sen onunla arkadaş olacaksın…
Çünkü gerekliliğini göreceksin…
Onun zarafetini göreceksin…
Ve neden orada olduğunu, ona neden ihtiyaç duyduğunu göreceksin…” (Osho)